enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,9214
EURO
52,7054
ALTIN
6.829,56
BIST
14.335,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adıyaman
Az Bulutlu
18°C
Adıyaman
18°C
Az Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
19°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C
Cuma Hafif Yağmurlu
18°C
Cumartesi Çok Bulutlu
20°C

İzleyici Toplum Olmak

Bizim duyarlı bir toplum olarak yaptığımız en iyi şey hiç şüphesiz iyi birer izleyici olmamızdır. Sanırım bu konuda elimize su döken pek az millet vardır. Peki, nedir izleyici toplumu? Ya da izleyici toplumu nasıl olunur: Mesela yolda yürürken tesadüfen karşınızda bir kaza meydana geldi diyelim. İşte o anda gözlemleyeceğiniz ilk şey hızla olay yerine koşan vatandaşlar olacaktır. Daha sonra birer ikişer kendi çapında yardım eden kişiler… Bir bakarsınız ki etrafta bir grup, kafa kafaya verip olay yerini bir güvenlik şeridi gibi sarıp, bir izleyici topluluğunu meydana getirmiştir. İşte biz bu topluluğa seyirci toplumu diyoruz. Kalabalığı uzaktan görenler hızla o zincirin halkası olmak için koşuştururlar. Ara sıra birbirlerini iterek olayı daha iyi izlemek için didinirler. Hatta “insanlık öldü mü be… Birader bir yardım edin adama!” diye insanlık dersi verenler de vardır. Ona “Sen niçin yardım etmiyorsun?” diye sormayın; çünkü o, daha kutsal bir görev üstünde, yani olayları saniye saniye izlemesi lazım. Bundan daha iyi bir görev mi var?


Yine bir gün Kahta’nın Sokaklarında yürürken iki kişinin kavga ettiğini gördünüz. Yine kısa zamanda orada büyük bir kitle meydana geleceğini göreceksiniz. Hatta aklınızdan: Acaba yine bir miting mi yapılıyor veya yine yürüyüş mü var? Diye geçecektir. Olayı merak edip etrafınızdaki kalabalıktan birini seçerek neler olduğu konusunda bir soru soracaksınız. Büyük ihtimalle alacağınız cevap şöyle olacaktır: “Abi ben ne bileyim. Biz de buradan geçiyorduk kalabalığı gördük ve şu anda da olayı anlamaya çalışıyoruz.” Soru sorduğunuz o kişi belli ki izleyici topluluğun yeni üyelerinden biri… Siz de olayın aslını öğrenmeye çalışırken bir bakmışsınız ki topluluğun yeni üyelerinden oluvermişsiniz.
Mesela Kahta’da Karayolunda geçtiğinizi düşünün. Karşınıza yine henüz kimliği belirsiz bir izleyici kitlesi çıkıyor. Yine olayın ne olduğu konusunda bir sürü sorularla uğraşacaksınız. Bu kez kaç kişi öldü? Kim kime ne yaptı? Yine kim bayıldı acaba? Türünden soru işaretleri arasında boğulacaksınız. Kalabalığın içinden yükselen “Evet beyler… Şu elimde görmüş olduğunuz usturayla artık daha rahat tıraş olmak mümkün” Sesiyle bunun bir işportacının oluşturduğu izleyici topluluğu olduğunu anlayacaksınız.

Yani bu kalabalığın aslında alıcı değil de daha çok izlemekle yetinen bir topluluk özelliğini taşıdığını göreceksiniz. Halk ortadaki kıvrak dilli işportacıyı sanki kürsüde bir başbakanın halka hitaben yaptığı bir konuşmayı dinliyormuş gibi ciddi bir havayla dinliyor. Sanki onlara usturanın faydalarını değil de demokrasinin, hak, hukukun işlevlerinden bahsettiğini sanırsınız.
Yine bir izleyici kitlesi var ki bunu sık sık görürüz. Elektriğe, suya, yağa, çaya zam yapılırken izlerler. İşçi memurun üç kuruşuna el uzatırken susarlar. Ve izlemeye devam ederler. Çünkü bizler hep izleyici topluluğu olduk..

Kaynak: İzleyici Toplum Olmak / KÖŞE YAZARLARI – Hasan KAYA

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.